ÖĞRENME KURAMLARI

 

ÖĞRENME KURAMLARI

 Başlıca üç öğrenme kuramı vardır:

1-Bilişsel Öğrenme Kuramı 2-Yapılandırıcı Öğrenme Kuramı 3-Davranışçı Öğrenme Kuramı

 

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMI

                                                                   

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMINA GÖRE ÖĞRENME NEDİR?

ÖĞRENME: Kişinin davranımda bulunma kapasitesinin gelişmesidir. Bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam yüklemesidir. Bilişsel kuramlara göre davranışçıların, davranışta değişme olarak tanımladıkları olay, gerçekte kişinin zihninde meydana gelen öğrenmenin dışa yansımasıdır. Bilişsel kuramcılar, daha çok anlama, algılama, düşünme, duyuş ve yaratma gibi kavramlar üzerinde dururlar.

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMINA GÖRE ÖĞRENME NASIL GERÇEKLEŞİR?

Öğrenci kendisine aktarılan bilgileri aynen almadığı, aksine kendine ulaşan her bilgiyi süzgeçten geçirip yorumlayarak kendi dünyasında bir anlam yüklemeye çalıştığıdır. Yeni öğrenmeler öncekileri üzerine bina edilir. Öğrenme, öğretmen ve öğrencinin karşılıklı etkileşimi ile gerçekleşir. Öğrenmede, öğrenilenlere uygulama fırsatı tanınmalıdır.

 

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMINA GÖRE ÖĞRETİM NEDİR?

 

 ÖĞRETİM: Öğrencilerin daha yeterli, daha kapsamlı, daha güçlü ve daha doğru “anlamlar” üretebilmesidir. Çocuk, dünyanın pasif alıcısı değildir. Bilgiyi kazanmada aktif bir role sahiptir. Ayrıca, değişik yaşlardaki çocukların ve yetişkinlerin dünyaları  birbirinden farklıdır. Öğretim; bilişsel süreçlerin aşamalarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMINA GÖRE ÖĞRETİM NASIL GERÇEKLEŞİR?

Ön düzenleyici kullanarak öğrenciyi öğrenmeye hazır konuma getirerek yeni konunun bütün ayrıntılarını adım adım ve ayırt etmelerle öğrenciye sunulmalıdır. Yeni konunun ana ilkelerini çeşitli örneklerle uygulatarak öğrencinin birleştirme, kaynaştırma ve bağdaştırma yapılması sağlanmalıdır. Öğretimde yakından uzağa ilkesi kullanılmalıdır. Çocukların kendi hızlarıyla öğrenmesine olanak verilmelidir. Öğretmenler, öğrenmenin sosyal yanını göz ardı etmemelidir.

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMININ ETKİLİ OLMASINDA ÖNE ÇIKAN KİŞİLER VE ÇALIŞMALARI

1.PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

 

Piaget’ye göre çocuk, dünyanın pasif alıcısı değildir. Bilgiyi kazanmada aktif bir role sahiptir. Ayrıca, değişik yaşlardaki çocukların ve yetişkinlerin dünyaları  birbirinden farklıdır. Piaget bu farklılığın nedenlerini incelemiş ve bireyin dünyayı anlamasını sağlayan bilişsel süreçleri açıklamaya çalışmıştır.

Piaget, bilişsel gelişimi, biyolojik ilişkilerle açıklamıştır. Piaget’ye göre gelişim, kalıtım ve çevrenin etkileşiminin bir sonucudur. Bilişsel gelişimi etkileyen ilkeleri de şöyle belirlemektedir. Olgunlaşma; Yaşantı; Uyum; Örgütleme ve Dengeleme.

 

2.JEROME BRUNER’İN ÖĞRENME KURAMI

Bruner, bilişsel gelişimi 3 ana döneme ayırmıştır.

 1.Eylemsel Dönem: Çocuk bu dönemde çevreyi eylemlerle anlar; çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara vurarak, kırarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır.

 2.İmgesel Dönem: Bu dönemde bilgi imgelerle taşınmaktadır. Görsel bilgi gerçekleşmiştir. Herhangi bir nesneyi, olayı görmeden de resmedebilir.

3.Sembolik Dönem: bu dönemde etkinlik ya da algının anlamını açıklayan sembolleri kullanır. Dil, mantık, matematik gibi alanların sembollerini kullanarak iletişim kurabilirler.

Batı dünyasında Jerome Bruner, Eğitim Süreci ve Bir Eğitim Kuramına Doğru adlı kitaplarıyla program geliştirmede disiplin yaklaşımını savunanların öncüsü durumuna gelmiştir.

3.DAVİD AUSEBEL’İN ÖĞRENME KURAMI

David Ausubel'in oluşturduğu bu kuramın temelinde şu düşünce vardır : "Öğrenmeyi etkileyen en önemli faktör öğrencinin mevcut bilgi birikimidir. Bu ortaya çıkarılıp ona göre öğretim planlanmalıdır" Ausubel’e göre; öğrenme anlamlı olmalıdır. Sözel öğrenme eğer etkin bir şekilde yapılırsa anlamlı olur fakat buluş yoluyla öğrenme her zaman anlamlı olmayabilir. Ayrıca sözel öğrenme etkin bir şekilde yapıldığında kısa bir sürede birçok bilgi öğrenciye aktarıldığından buluş yoluyla öğrenmeye göre daha avantajlıdır.

Ausbel oluşturduğu psikolojik temellere dayanarak “sergileyici öğretim” modelini geliştirmiştir Bu model üç basamaklı olarak gerçekleştirilir.

§  Ön düzenleyici kullanarak öğrenciyi öğrenmeye hazır konuma getirmek.

§ Yeni konunun bütün ayrıntılarını adım adım ve ayırt etmelerle öğrenciye sunmak.

§ Yeni konunun ana ilkelerini çeşitli örneklerle uygulatarak öğrencinin birleştirme, kaynaştırma ve bağdaştırma yapmasını sağlamak.

.

BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMINA GÖRE ÖĞRETİM YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

Bilişsel alanın öğretim yaklaşımları: Sunuş yoluyla öğrenme, buluş yoluyla öğrenme ve araştırma-soruşturma yoluyla öğrenme olarak sıralanabilir.

1.SUNUŞ YOLUYLA ÖĞRETİM STRATEJİSİ: Ausebel tarafından geliştirilmiştir. Öğretim, açıklayıcı, yorumlayıcı bir yaklaşımla kavram ve genellemelerin öğretildiği bir öğretme yoludur. Bilgilerin çok dikkatli bir şekilde düzenlenmiş ve öğrenci tarafından alınmaya hazır bir durumda verilmesi sürecidir. Uygulama aşamasında ilgili kavram, olgu, ilke ve genellemeler öğretmen tarafından açıklanır.

2.BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME STRATEJİSİ: Bruner tarafından geliştirilmiştir. Belli bir problemle ilgili verileri toplayıp, analiz ederek soyutlamalara ulaşmayı sağlayan öğrenci etkinliğine dayalı güdüleyici öğrenme yoludur. Bu öğretim, öğrencinin kendi etkinliklerine ve gözlemlerine dayalı olarak yargıya varmasını teşvik edici bir yaklaşımdır.

3.ARAŞTIRMA-SORUŞTURMA YOLUYLA ÖĞRENME STRATEJİSİ: Öğrencilerin sınıf içi etkinliklerine dayalı olan problemlerin çözümü için uygulanan bir tür problem çözme yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda öğrenci problemi tanımlar, problemin çözümü için denenceler kurar, denencelerin sınanması için veri toplar ve verileri değerlendirerek sonuca ulaşır. Bu yaklaşım yolu ile öğrenci sadece belli konularla ilgili problemlerin çözümünü öğrenmekle kalmaz gelecekte karşılaşacağı problemlerin çözüm yolunu da öğrenir.

 

Bilişsel Öğrenme Kuramları ve Eğitim Teknolojisi( Bilgisayar destekli eğitim)

Bilişsel kuramlar öğrenmenin bilişsel boyutunu vurgulamaktadır. Bilişsel öğrenme kuramları pratik yapma, kodlama, depolama, bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe transferi ilkelerini kullanmaktadır. Bilgisayar ortamlarında yeterince tekrar yaparak bilgiler kısa süreli belleklerden uzun süreli belleklerine aktarmaya yardımcı olur. Bu tekrar faaliyetleri bilgisayar ortamlarında yapılan araştırmalarla sağlanabilmektedir. Derslerin ilgili bölümlerinin internet ortamına bırakılması ile öğrenciler aynı dersi ve örnekleri birçok defa izleyerek kalıcı öğrenme sağlar. Çoklu-ortamla birçok duyu organı uyarılarak bilgilerin kalıcılık düzeyi arttırılabilir.

 

YAPILANDIRMACI ÖĞRENME KURAMI

Yapılandırmacı öğrenme, var olanlarla yeni olan öğrenmeler arasında bağ kurma ve her yeni bilgiyi var olanlarla bütünleştirme sürecidir.

Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?

Yapılandırmacı yaklaşım, öğrenmeyi, deneyimden anlam oluşturmayla eşleştiren bir teoridir. İnsanoğlu, bilgiyi doğrudan almanın aksine, onu kendisi oluşturur. Bu, öğrenmenin ancak mevcut bilgilere, deneyimlere dayalı olarak gerçekleşebileceği anlamına gelmektedir. Bir bilgi ne kadar iyi sunulmuş olursa olsun, öğrenciler bir takım süreçlerde kişisel olarak bu bilgileri kullanmadıkça, geçmiş deneyimleriyle ilişkilendiremedikçe onları gerçekten öğrenmiş olmamaktadırlar.

 Yapılandırmacı Öğrenme Kuramına Göre Öğrenme Süreci

—Özümleme: Yeni bilgi önceki bilgilerle çelişmiyorsa birey yeni bilgiyi kolayca kabullenebilir.

 

—Yerleştirme: Yeni bilgi önceki bilgilerle çelişiyorsa öğrencinin kafası karışır. Dengesizliği ortadan kaldırmak için zihin yeniden yapılanmaya girer.

      

Bu yapılanma üç şekilde gerçekleşir:

1-Birey yeni kazandığı deneyimi göz ardı eder.

2-Birey yeni kazandığı deneyimi zihninde kendine uygun tarzda değiştirerek kabullenir.

3-Birey düşünme tarzını yeni kazandığı deneyimi      kabullenecek şekilde değiştirir.

Amaçlanan öğrenmenin üçüncü durumda gerçekleşmesi beklenir.

 

—Zihinde Yapılanma (Zihinsel Denge): Yeni bilginin yerleşmesinden sonra zihin yeniden yapılanır. Buna kendi kendine ayarlama denir.

 

—Sürekli Özümleme: Dışardan sürekli bilgi alındığı için özümleme ve kendi kendine ayarlama hayat boyu devam eder.

 

—Yaratıcılık (Kendi kendine sorular üretme): Birey zihninde çeşitli sorular üretip bu sorulara cevap bularak yeni bilgiler kazanabilir.

 

Yapılandırmacı Yaklaşımda Öğretim

 

Yapılandırmacılık öğretmeyi değil öğrenciyi ve öğrenmeyi merkeze alan bir yaklaşımdır.

 

Öğretim, öğrencinin bilgiyi yapılandırma sürecinde gereksinim duyacağı bilgi kaynaklarını sağlamalı, ayrıca öğrenciye bilgileri yapılandırmak ve bu bilgilerin geçerliliğini sınayabilmek için öğretmen ve öteki öğrencilerle işbirliği içinde çalışabileceği toplumsal bir alan sunmalıdır.

 

Bilgisayar Destekli Öğretim Yapılandırmacı Yaklaşım

Bilgi ve iletişim teknolojileri öğrencilerin bilgiye ulaşmada bir mekâna bağlı durumunu ortadan kaldırmıştır.

 

Bilgisayar ağları sayesinde sosyal öğrenmeye imkân sağlanmıştır. Öğrenenler birbiriyle mekân sorunu yaşamadan tartışma ve bilgilerini eş zamanlı olarak paylaşma olanağı elde etmiştir.

 

Bilgi ve iletişim teknolojileri çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanılmasına olanak sağlamıştır (Proje tabanlı öğrenme, işbirlikli öğrenme, bireysel eğitim).

                

Davranışçı Öğrenme Kuramları

Davranışçı kuramlar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder.

 Davranışçı kuramın en çok bilinen öğrenme kuramı İvan Pavlov’un klasik koşullanmasıdır.

             Öğrenmeyi, Pavlov gibi koşulanmış tepki olarak açıklayan Guthrie, öğrenmedeki tüm zihinsel öğrenmeleri reddetmektedir. Ona göre öğrenme, uyaran ve tepki arasındaki ilişkiden ibarettir. Belli bir durumda bir davranışta bulunan birey, benzer durumla karşılaştığında hep aynı davranışı gösterir. Guthrie göre öğrenme tepkinin uyarana karşı ilk gösterilişinde gerçekleşir.

       

Davranışçı kuramlara göre değişen davranıştır. Öğrenme bireyin davranışlarındaki gözlemlenebilir bir değişmedir. Sunulan uyarıcıya karşı öğrencinin istenen tepkiyi göstermesi öğrenme olarak kabul edilir. Uyarıcı; öğretimle sunulan içerik, tepki ise öğrencinin gösterdiği gözlemlenebilen davranıştır

 

Klasik Koşullama-Süreç
(Pavlov)

 

 

Koşullanma Süreci


 

Klasik Koşullama- Temel İlkeler

Kazanma

Organizmanın doğal (refleksif) olarak tepkide bulunduğu bazı uyarıcılar vardır. Bu uyarıcıya doğal olarak tepki verilmeyen bir başka uyarıcı bağlandığında doğal (koşulsuz) uyarıcıya verilen tepki bu uyarıcıya da verilmeye başlanır

Yakınlık (Bitişiklik)

Kazanma (öğrenme) için koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının birlikte verilmesi gerekir. (Önce koşullu uyarıcı ve hemen ardından koşulsuz uyarıcı verildiğinde en etkili öğrenme gerçekleşmektedir.)

Sönme

Koşullu uyarıcı ve koşulsuz uyarıcı bir süre birlikte verilmezse koşullu yarıcı tepki oluşturmamaya başlar

Geneleme - Ayırt Etme

Başlangıçta her tür ve şiddette ışığa ya da sese (hangisine koşullanmışsa) tepki veren organizma daha sonra belirli (koşullandığı şiddet hangisiyse) bir ışık ya da sese tepki vermeye başlar.

 

Klasik Koşullanmanın Eğitim Ortamında Kullanılması

  • Klasik koşullama sınıftaki pek çok davranışın açıklamasını sağlamaktadır: çocuklarda sık görülen okula, öğretmene, derse karşı korku ve kaygı (Ör: ödevini yapmayan öğrencinin azarlanması)
  • Öğrencilerin olumsuz davranışlarını cezalandırmak yerine görmezden gelerek sönmesini beklemek gerekir. Sürekli ceza ve korkutma yöntemlerine başvurma öğrencilerin okulla ilgili uyarıcılara olumsuz duygular geliştirmesine neden olabilir.

 

  • Klasik koşullanmanın sınıflarda nasıl kullanılabileceği aşağıdaki örnekte açıklanmıştır:

 

 

Edimsel Koşullama
   (Skinner)

 

    Edimsel davranışta, birey ihtiyacını karşılamak için çevredeki olanakları kullanır. (Bisiklete binme, tiyatroya gitme, resim yapma, arkadaşını ziyaret etme vb edimsel davranış örnekleridir.)

 

Edimsel Koşullama-Temel İlkeler

Küçük Adımlar

 

Uyarıcı, belli bir tepkiyi yanılma payını en aza indirecek biçimde oluşturacak, parçalara bölünmelidir.

 

Bilgi üniteleri, adım adım öğrenciyi ilerlemeye yöneltecek bir şekilde düzenlenmelidir. Bu adımlar bir ünitenin öğrenilecek en küçük birimini oluşturmalıdır.

 

Etkin Katılım

 

Her bilgi ünitesi bir ilerleme aşaması oluşturmaktadır. Her aşamada bir alıştırma veya bir soru bulunmaktadır. Soru, verilen bilginin kazanılıp, kazanılmadığını yoklamadan başka bilgiyi edinmede de bir araç olmaktadır. Böylece soru bir işlemi, bir eylemi başlatmakta yani öğrenme olayını sağlamaktadır. Öğrenme işi öğrencinin kendisi tarafından yapılmaktadır. Böylece öğrencinin etkin katılımı sağlanmaktadır.

Başarı

Öğrenciler hep başarmak zorundadır. Sorular da öğrencilerin başarabileceği güçlük düzeyinde olmalıdır. Güçlüğü aşmak bir sonraki öğrenmeler için gerekli olan güdüyü oluşturmaktır.

 

Anında düzeltme

Öğrenci soruyu cevapladıktan sonra doğru cevapla karşılaştırmakta böylece kendi kendini kontrol etmekte ve düzeltme de hemen yapılmış olmaktadır. Anında kontrol pekiştirmenin temel öğesidir.

Dereceli ilerleme

İlerleme, aşamalı ve mantıklı olmalıdır. Yapılacak işlemlerin düzeyi basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene, kolaydan zora doğru olmalıdır.

Bireysel hız

Öğrenci, zamanı kendine uygun olarak ayarlamaktadır. Böylece sınıf ortamında öğrenciler arasında düzey farklılığının yarattığı olumsuzluklar da ortadan kaldırılmak istenmektedir.

 

Edimsel Koşullanmanın Eğitim Ortamına İlişkin Doğurguları

  • Doğru bir öğretim yapmak için öğrencinin ne düşündüğü değil ne yaptığı ile ilgilenmek gerekir.

 

  • Pekiştireçlerin bireyin özelliklerine uygun olmasına dikkat edilmelidir. Bir uyarıcı her öğrenci için pekiştireç olmayabilir.

 

  • Öğrencilere uygun pekiştireç seçmek için, en sevdikleri nesneleri, etkinlikleri yazmaları istenebilir ya da gözlem yaparak belirlenebilir.

 

  • Yeni bir davranış hızlı bir biçimde kazandırılacaksa, sürekli pekiştirme kullanılmalıdır.
  • Edimsel koşullamaya dayalı iki teknik: Kademeli yaklaşım yoluyla şekillendirme ve programlı öğretimdir.

 

 

BELLEK TÜRLERİ

 Bilgiyi işleme kuramında üç bellek vardır: Duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellektir.

 Duyusal kayıt: Çevreden gelen uyarıcıların duyu organları ile kayda girilmesidir. Duyusal kayıdın kapasitesi geniştir fakat süresi çok kısadır.

 Kısa süreli bellek: Duyusal kayıttan ayrılan br kısım bilgi bu belleğe geçer. Kısa süreli belleğin bilgiyi tutma süresi de kapasitesi de sınırlıdır.

 Uzun süreli bellek: Bilgiyi uzun süre saklayan kısma denir. Bilgiyi istediğimiz uzunlukta ve miktarda depolar ve asla unutmayız.

 

Bilgisayar Destekli Öğretim Davranışçı Öğrenme Kuramı

Öğrencilerde istendik davranış değişiklikleri gerçekleştirmeye çalışmak eğitimin esas amacıdır. Öğretim teknolojileri de eğitimin bu amacını gerçekleştirmede ona yardımcı olmaktadır.

Programlı Öğrenme davranışçı ekol içinde yer alan psikologlardan Skinner'in yeni edimler kazanmak için ortaya attığı bir öğrenme kuramıdır. Programlı öğrenmenin temelini, pekiştirme ilkeleri oluşturmaktadır.

Bugün programlı öğrenmenin bilgisayar destekli eğitimde temel olarak kullanıldığı görülmektedir. Bilgisayarlar aracılığıyla etkileşimli CD’ler sayesinde öğrencilerin ihtiyacı kadar tekrar yapmasında ve anında dönük alarak hatalarını görmesine ve düzeltme yoluna gitmesine yardımcı olunmaktadır.

 

Yorum Yaz